Get the Flash Player to see this rotator.
Ana sayfa Köyümüz Albüm Üye giriş Konuk defteri İletişim Hizmetler Dosya indirme
Konuk Defteri  

Merhum Tüle Mustafa Yılmaz 'ın eşi Sallı Yılmaz vefat etmiştir. Cenazesi bugün istanbulda defnedilecektir.

Çocukları. Saadet,Nebiye,ülker,Gülsüm, Nuran,Güler,Erdinç,Mehtap ve yakınlarıma başsağlığı dileriz
   - cmustafagumus, 17.11.2020

Merhum Kaya Çelik ile Saadet Evirgen in oğlu Uğur Çelik vefat etmiştir
Merhume allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz
   - cmustafagumus, 31.10.2020

Vefat Başsağlığı

İzmirde oturan köylümüz Ali Akistanbullu vefat etmiştir Cenazesi yarın İzmir Örnekköyde defnedilecektir
Akistanbullu ailesine ve bütün köylülerimize başsağlı dileriz
Mekânın cennet olsun
   - cmustafagumus, 30.09.2020

Vefat Başsağlığı

İzmirde oturan köylümüz Merhum Kemal Özkan 'ın eşi, Orhan -İsmail Özkan 'ın anneleri Hatice Özkan vefat etmiştir
Cenazesi Yarın Kemalpaşa Örnekköyde defnedilecektir
Merhume allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz
   - cmustafagumus, 02.09.2020

30 Ağustos #ZaferBayramımız Kutlu olsun
   - cmustafagumus, 30.08.2020




YENİ OĞDAR RESİMLERİ  
Herkese iyi bayramlar
Herkese iyi bayramlar

Esma Şen 1939.2019
Esma Şen 1939.2019

Oğdar kirazı
Oğdar kirazı

Oğdar kirazı
Oğdar kirazı

Dağda çoç çiçekleri
Dağda çoç çiçekleri


Sisteme giriş  




 


Hala hesabınız yok mu? Hesap açmak için tıklayın.

Çevrimiçi  
Şu an bağlı olan kullanıcılar:
3 konuk ve 0 kayıtlı kullanıcı çevrimiçi.

Şu anda sitemizde konuksunuz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

GELMADI

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 06 Ekim 2015 Salı
Konu: Şiirlerimiz 
GELMADİ



Yol ettuh koçinan yaban ellara

Anasi gelmadi bala gelmadi

Baka kalduh arkasından yollara

Geçti günlar aylar yila gelmadi



Göç Göç oldi herkes getti siradan

Kalanlara sabır versın yaradan

Yavrum 74 ta uçti buradan

Otuz beş yil oldi hala gelmadi



Yollarmi yetişur dağdan ovadan

Beklarım turnalar gelmaz havadan

Oki firğan oldi bulbul yuvadan

Uzahtur çilesi gul a gelmadi



Duşmiyan kalmadi gurbet ellara

Koydi felek bizi haldan hallara

Sordum haber varmi esan yellara

Ağladi bulutlar dila gelmadi





Soylayıp Hakime dertlari sayar

Gurbetta kalanlar senimi duyar

Şimdi koyda kalduh iki ihtiyar

Gedan getti gurbet el a gelmadi



Hakime Balcı
Sayfayı yazdırmaya hazırla

CAN YÜCEL

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 06 Ekim 2015 Salı
Konu: Şiirlerimiz 
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel
Sayfayı yazdırmaya hazırla

KURBAN BAYRAMI KUTLU OLSUN

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 18 Eylül 2015 Cuma
Konu: Sosyal yapı 
İLk çocukluğumda hatırladığım kurban bayramı kışa karlı zamanlara denk gelirdi.daha sonraki çocukluğumda da kurban bayramı bu zamanlara geliyordu.
Kartolların çıkmaya başladığı zamanlar,
kardelenlerin çayırlardan çıkmaya başladığı,
tikankakalarının kızardığı daha kuşburnu olmadığı zamanlarda hatta reçel marmelat yapılmadığı zamanlarda
pantaların yeriştiği
salorların sarardığı dağların kırağıya büründüğü
Dağ köylerinden,ohurdan,tavuskardan eşeklerle yolcuların geldiği zamanlarda
öküzün gezlordan sanıkora gittiği
bazı komşuların mezraya koçtuğu
lükesetlerin gezlorların renk cumbuğuna döndüğü
gurbetçilerin dönmeye başladığı
okulların açıldığı
sazvenede bile ekin kalmadığı zamanlarda
kavakların sarardığı
lahanaların kafa yaptığı
guz şalgamlarının büyümeye başladığı
harman gölgelerinde tarla başlarında kartol için kuyların kazıldığı
şikerde kızılcıkların sonuna gelindiği
üzümlerin narların yetiştiği
hurmanların ağzımızı burduğu
sabrı eminin kuru kızılcık toğladığı,kartol toplamaya başladığı
Tahılı unu az komşuların ofisten buğday almaya başladığı
tarla ot sap işleri azalan komşuların bucuca toplamak için meşelere gittiği
Bekçi temo eminin arada görmezden geldiği arada düdük çalarak korkuttuğu
Şikerde dökülen gazellerin üzerinde ayvaların düştüğü
daha hatırlamadığım zamanlarda
Kerem Hüsen eminin,Dodı Hasan Tayının,Dursun eminin kurbanlık getirmeye başladığı zaman işte tam bu zamanlardı.
Sayfayı yazdırmaya hazırla

BENİM ACIM,SENİN ACIN

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 09 Eylül 2015 Çarşamba
Konu: Sosyal yapı 
Prof.Dr.Giyasettin DEMİRHAN

Bu yazı 21 Şubat 2015 tarihinde yazıldı. Köy görünüyor da köye ulaşmak için dolambaçlı yollar tercih ediliyor ya da gerçek yolları görmekte zorlanıyoruz. Durum böyle olunca her şey pahalıya mal oluyor ve kazanan yok ortada... Kaybeden ise çok ;(((
BENİM ACIM, SENİN ACIN... Koltuklarda Oturmakla Problem Çözülmüyor. Hayata İçinden Bakmak Lazım...
Acının da tarafı var ya... Ona şaşarım hep. Var tabi ki! Sana, en yakınına, ailene, dostuna ait acı tamamiyla sana aittir.
Öyle de; tecavüz edilip öldürülen kadının, bıçak saplanan öğrencinin, kurşun sıkılan askerin ya da sivilin, yol vermedi diye başı ezilen sürücünün, daha başarılı diye kıskanılan çalışanın, inançlı ya da inançsız diye dışlanan bireyin, giyiminden dolayı "tahrik oluyorum" düşüncesinin yarattığı baskının, dahası; insan olma çabası içinde olup acı çekenlerin acısı kime ait?
Öyle ya! herkesin acısı kendine... Nedense çoğunluk böyle düşünür ama yalnız kaldığında, hakkı yendiğinde, başına geldiğinde "Ah vah!" eder. İşte o zaman birbirimize olan sorumluluğumuz anımsanır. Oysa yaşamın her anı bu an...
Nejat İşler iyi demiş: Berkin'e sahip çıkmakla Alevi, Fırat'a sahip çıkmakla ülkücü olunmaz. Dahası, Demirtaş'ın sözünü onaylamakla kürt, Arınç'ın sözünü takdir etmekle muhafazakar, aydınlıktan söz edince Atatürkçü, liberallikten söz edince Amerikancı, özgürlükten söz edince solcu, kadın haklarını savunmakla feminist, çobanla birlikte çay içmekle cahil, Paris'te müze gezmekle entellektüel, vb olunmaz.
Diyelim ki olunur... O an için ol! Ne olur yani! Bunun özü insan olmak ama insan olmanın neresindeyiz önce ona bakmak lazım. Her sabah uyanınca, her akşam uyku öncesi...
Unutmamak lazım. En zayıf olan bireydir, en özgür olması gereken de... ama birbirimizden de sorumluyuz. Ne olursak olalım. Hayalci miyim nedir? Diyelim ki öyleyim!
Aklımız sermayemizdir. Mukayyet olalım. Söze gerek yok. Ben kadar, ailem kadar evime ve ülkemize aitim ama bir o kadar da dünyalıyım.
Nazım Hikmet zaten özetlemiş. Kimseye söz düşmez belki ama bu sıklık bitsin deme hakkı da olmalı insanın.
"Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim."
Sayfayı yazdırmaya hazırla

ÖYLE BİR PARTİ İSTİYORUM Kİ

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 09 Eylül 2015 Çarşamba
Konu: Sosyal yapı 

Prof.Dr.Giyasettin DEMİRHAN


ÖYLE BİR SİYASİ PARTİ İSTİYORUM Kİ…
- Eliot’un şiirinde olduğu gibi, "Kazanması yıllar süren, Kırılması saniyeler alan, Ve dağıldıktan sonra tekrar toparlaması için ömür gereken şeye; Güven" denir. “Güven bir ayna gibidir, Bir kez kırıldı mı hep çizik gösterir” Güven ortamının güçlü şekilde oluşmasını desteklesin.
- Yaşadığımız toprağı, coğrafi durumu, uluslararası ilişkileri, kültür birikimini de gözardı etmeden bireyin ve toplumun potansiyelini en üst düzeyde kullansın
- Bireylerin akıllarını kullanma becerisi geliştirsin.
- İş, politika, akademi ve de her ortamın etik değerlerinin gelişimine katkıda bulunsun.
- Her tür yöneticilik pozisyonunun ve mebusluğun iki dönemden fazla olmaması için çaba sarfetsin.
- Doğayı, tarihi ve kültürel değerleri koruma çabası içinde olsun.
- Bireylere her tür mahalle baskısı ve sorgulanmamış değeri dayatmasın.
- Felsefe, Matematik, Bilim, Sanat, Müzik, Edebiyat, Teknoloji ve Sanayinin gelişimini desteklesin.
- Bireyin yaşamını kontrol altına alıp nefes almasını güçleştiren yasaklara karşı çıksın.
- Farklılıkları; kas-iskelet sistemi, dolaşım sistemi, vicdan ve fikir özgürlüğü kavramlarının mesajı ışığında ele alsın.
- Bireyin ve toplumun top yekün kalkınmasını desteklesin.
- Ütopya ve hayal gücünü destekleyici çalışmalar yapsın.
- Her yetişkinin bir işinin olması gerektiğini ama özellikleri farklı olanların farklı miktarda kazanç elde etme anlayışını desteklesin.
- İktidar olunca muhalefete kapı kapatmasın, muhalefette kalınca önerilerde bulunsun.
- Koalisyonun el sıkışmak, bir masanın etrafında oturarak sakince konuşmak, işbirliği ve birlikte iş yapma kültürü olduğunu benimsesin.
- Empatik-demokratik anlayışın her alanda yerleşmesini sağlasın.
- Socrates’e iade-i itibari destekleyici söylemlerde bulunsun.
- Mizahı siyasetin odağına yerleştirsin.
- Süreç odaklı iş yapsın.
- Hayatın kısa olduğunu ve kuşların uçtuğunu kavrasın.
- Kökleri iyice sağlamlaştırsın. Çünkü, kökler sağlam olunca gelecek güçlü kurulur.
- Moral düzeltici senaryolar yazsın.
- Mutlu aşkı desteklesin.
- Emeği öğrenerek barış için bolca üretilmesi gerektiğini şiar edinsin.
- John Lennon’un dediği gibi, “Vahşet ulu orta her yanda sergilenirken sevişmek için saklanmak zorunda kaldığımız bir dünyada yaşamaya” karşı çıksın.
- Bisiklet kullanımı başta olmak üzere her tür hareketli yaşamı desteklesin.
- Empatik-Demokratik toplumu oluşturacak bir Anayasayı desteklesin.
- Seçim barajının kaldırılmasını ya da makul seviyeye çekilmesini desteklesin.
- Üniversitelerin özerkleşebilmesi için çaba harcasın.
- Nitelikli insanlarını, elitlerini, az bulunur değerlerini koruyan bir kültür yaratma çalışmalarına katkıda bulunsun.
- Demokratik bir ortamda yaşayan bireylerin, demokrasinin salt oy kullanmak olmadığını öğrenmelerini sağlasın.
- Yakınılmayacak ve herkesin dava sonrasında bir “Ohh!” çekecekleri bir adalet ortamı yaratsın.
- Sadece çoğunluğun değil, aklın ve yaşantının kurallarının kültürümüze yerleşip azınlık olanları da kucaklayacak ortam yaratılmasını desteklesin.
- Siyaset arenasının maddi beklenti yeri değil, "geçici bir görev" yeri haline olduğunu desteklesin.
- Dünyanın neresine gidersek gidelim, Türkiye'den geldiğimizi öğrendiklerinde gururla iletişim içinde olduğumuz bir ülke yaratılması için çaba harcasın.
- Ülkenin ve toplumun partiden daha önemli olduğu anlayışının yerleşmesini sağlasın.
- Mizahın, yaşamın her alanına eğlenceli şekilde yayılmasını desteklesin.
- Sosyal medya ve yurttaş gazeteciliğinin yaygınlaşmasını desteklesin.
- Her tür yolda "araç önceliği değil, canlı önceliği" olması gerektiği anlayışının yerleşmesini desteklesin.
- Bilim, sanat, edebiyat, spor ve müzik alanında Dünyaya yön verecek insanların yetişmesini sağlasın.
- Siyasilerin felsefeciler, matematikçiler, bilim insanları, sanatçılar, üreticiler ve genç insanlar ile düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunabilecekleri ortam yaratılmasını desteklesin.
- Ailelerin oğullarını askere gönderirken gerçekten huzurlu olacakları güvencesinin verileceği günlerin gelmesi için çalışsın.
- Dünyaya öncülük edecek güçlü markalar yaratılması için gerekli insangücünün yaratılmasını desteklesin.
- Dünyanın her yerinden insanlar gelip "Bunu nasıl yaptınız, bize de öğretin?" sorusununu soracakları buluş, ürün ve sosyal yaklaşımların gelişimini desteklesin.
- Netlik, Doğruluk, Kesinlik, İlgililik, Derinlik, Düşünce Özgürlüğü, Mantıklılık, Önem, Adillik gibi Eleştirel Düşünme ilkelerini benimsemiş vatandaşların yetişmesini desteklesin.
Bu ilk eve yaklaşımları benimsemiş olan bir siyasi parti bulursam gönül rahatlığıyla oy vermek istiyorum. Bulamaz isem de elbette oy vereceğim ama içimde hep bir burukluk olacak.
Sonuçta, siyasi rol ve görevler geçicidir. Zaman gelecek her aday bireysel yaşamına, ailesine, mesleğine dönecek ve "Oh be bitti bu ağır görev!" diyecek. Aslolan da bu değil midir? Çünkü, siyaset geçici bir sürede, toplum için iyi iş yapma niyetinde olanların fedakarlık içinde çalıştıkları bir arenadır. Yaşamın ikincil ama sorumlu bir arenasıdır. Siyasi görevler de, yöneticilik gibi, kişisel hırs ve kazançlardan arınma, topluma, insanlığa karşı gönüllü sorumluluk almadır. Beklentim odur ki, yeni seçilecek olanlar; kişisel kazanç, kayırma, taraftarlık, öznellikten yana değil, nesnellik ve karşılıksız hizmet içinde olup, ülkemizi ve tüm dünyayı kucaklayacaklardır. Bu bağlamda, barış ve huzur dolu bir seçim ortamı diliyorum. Kazanan insan ve insanlık olsun. Çünkü, aslolan birey ve bireyin mutluluğudur. Bireyin iç huzuru bireyi, birey aileyi, aile toplumu, toplum ülkeyi, ülke dünyayı kucaklar.
İşin bu kısmı biraz ironi ama güven, diyalog ve işbirliği ile hareket etmezsek, doğa zaten hakemlik görevini bizden alacak gibi gözüküyor. Çünkü hep insanlar olarak, dünyanın ve evrenin sahipleri olarak davranıyoruz ve her şeyi av olarak görüyoruz. Zevk almadan meşgul olup can sıkıntısından kurtulmaya çalışıyoruz. Her şeyi mekanikleştirmeye kalkıştığımızda duyu organlarımıza at gözlüğü takarız ve dünyayı o gözlükle algılarız. Oysa; insan zihni sorgular. Eğer sorgulamazsa demokratça davranmanın yerini zorbalık alır.
Sayfayı yazdırmaya hazırla

<   1112131415152535455565758596061626364656667686970717273747576777879   >