Ana sayfa Köyümüz Albüm Üye giriş Konuk defteri İletişim Hizmetler Dosya indirme
Konuk Defteri  

Yıllar sonra selam yazalım kale mi kiralim
   - betonkaya, 09.10.2023

Mudanya dan selamlar..

Mudanya da bahar havası yaşıyoruz..
Yusufeli hepimizi üzüyor, yüreğimizi yakıyor..
Yazın ancak geliriz o zaman da muhtemelen Eski Yusufeli sulara gömülür..
   - cmustafagumus, 24.02.2023

yeni yusufelinden selamlar. eski yusufeli yavaş yavaş sular altında kalmaya başladı bir tarih sular altında kalıyor. görmek isteyenlere arkadaşlara duyrulur.
   - sanikor, 23.02.2023

Artvinden hayırlı günler
   - Cemal Akistanbullu, 09.11.2022

Artvinden hayırlı günler değerli oğdarlı dostlar her şey gonlunuzce olsun
   - Cemal Akistanbullu, 29.05.2022




EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sisteme giriş  




 


Hala hesabınız yok mu? Hesap açmak için tıklayın.

Çevrimiçi  
Şu an bağlı olan kullanıcılar:
9 konuk ve 0 kayıtlı kullanıcı çevrimiçi.

Şu anda sitemizde konuksunuz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

KURBAN BAYRAMI KUTLU OLSUN

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 18 Eylül 2015 Cuma
Konu: Sosyal yapı 
İLk çocukluğumda hatırladığım kurban bayramı kışa karlı zamanlara denk gelirdi.daha sonraki çocukluğumda da kurban bayramı bu zamanlara geliyordu.
Kartolların çıkmaya başladığı zamanlar,
kardelenlerin çayırlardan çıkmaya başladığı,
tikankakalarının kızardığı daha kuşburnu olmadığı zamanlarda hatta reçel marmelat yapılmadığı zamanlarda
pantaların yeriştiği
salorların sarardığı dağların kırağıya büründüğü
Dağ köylerinden,ohurdan,tavuskardan eşeklerle yolcuların geldiği zamanlarda
öküzün gezlordan sanıkora gittiği
bazı komşuların mezraya koçtuğu
lükesetlerin gezlorların renk cumbuğuna döndüğü
gurbetçilerin dönmeye başladığı
okulların açıldığı
sazvenede bile ekin kalmadığı zamanlarda
kavakların sarardığı
lahanaların kafa yaptığı
guz şalgamlarının büyümeye başladığı
harman gölgelerinde tarla başlarında kartol için kuyların kazıldığı
şikerde kızılcıkların sonuna gelindiği
üzümlerin narların yetiştiği
hurmanların ağzımızı burduğu
sabrı eminin kuru kızılcık toğladığı,kartol toplamaya başladığı
Tahılı unu az komşuların ofisten buğday almaya başladığı
tarla ot sap işleri azalan komşuların bucuca toplamak için meşelere gittiği
Bekçi temo eminin arada görmezden geldiği arada düdük çalarak korkuttuğu
Şikerde dökülen gazellerin üzerinde ayvaların düştüğü
daha hatırlamadığım zamanlarda
Kerem Hüsen eminin,Dodı Hasan Tayının,Dursun eminin kurbanlık getirmeye başladığı zaman işte tam bu zamanlardı.
Sayfayı yazdırmaya hazırla

BENİM ACIM,SENİN ACIN

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 09 Eylül 2015 Çarşamba
Konu: Sosyal yapı 
Prof.Dr.Giyasettin DEMİRHAN

Bu yazı 21 Şubat 2015 tarihinde yazıldı. Köy görünüyor da köye ulaşmak için dolambaçlı yollar tercih ediliyor ya da gerçek yolları görmekte zorlanıyoruz. Durum böyle olunca her şey pahalıya mal oluyor ve kazanan yok ortada... Kaybeden ise çok ;(((
BENİM ACIM, SENİN ACIN... Koltuklarda Oturmakla Problem Çözülmüyor. Hayata İçinden Bakmak Lazım...
Acının da tarafı var ya... Ona şaşarım hep. Var tabi ki! Sana, en yakınına, ailene, dostuna ait acı tamamiyla sana aittir.
Öyle de; tecavüz edilip öldürülen kadının, bıçak saplanan öğrencinin, kurşun sıkılan askerin ya da sivilin, yol vermedi diye başı ezilen sürücünün, daha başarılı diye kıskanılan çalışanın, inançlı ya da inançsız diye dışlanan bireyin, giyiminden dolayı "tahrik oluyorum" düşüncesinin yarattığı baskının, dahası; insan olma çabası içinde olup acı çekenlerin acısı kime ait?
Öyle ya! herkesin acısı kendine... Nedense çoğunluk böyle düşünür ama yalnız kaldığında, hakkı yendiğinde, başına geldiğinde "Ah vah!" eder. İşte o zaman birbirimize olan sorumluluğumuz anımsanır. Oysa yaşamın her anı bu an...
Nejat İşler iyi demiş: Berkin'e sahip çıkmakla Alevi, Fırat'a sahip çıkmakla ülkücü olunmaz. Dahası, Demirtaş'ın sözünü onaylamakla kürt, Arınç'ın sözünü takdir etmekle muhafazakar, aydınlıktan söz edince Atatürkçü, liberallikten söz edince Amerikancı, özgürlükten söz edince solcu, kadın haklarını savunmakla feminist, çobanla birlikte çay içmekle cahil, Paris'te müze gezmekle entellektüel, vb olunmaz.
Diyelim ki olunur... O an için ol! Ne olur yani! Bunun özü insan olmak ama insan olmanın neresindeyiz önce ona bakmak lazım. Her sabah uyanınca, her akşam uyku öncesi...
Unutmamak lazım. En zayıf olan bireydir, en özgür olması gereken de... ama birbirimizden de sorumluyuz. Ne olursak olalım. Hayalci miyim nedir? Diyelim ki öyleyim!
Aklımız sermayemizdir. Mukayyet olalım. Söze gerek yok. Ben kadar, ailem kadar evime ve ülkemize aitim ama bir o kadar da dünyalıyım.
Nazım Hikmet zaten özetlemiş. Kimseye söz düşmez belki ama bu sıklık bitsin deme hakkı da olmalı insanın.
"Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim."
Sayfayı yazdırmaya hazırla

ÖYLE BİR PARTİ İSTİYORUM Kİ

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 09 Eylül 2015 Çarşamba
Konu: Sosyal yapı 

Prof.Dr.Giyasettin DEMİRHAN


ÖYLE BİR SİYASİ PARTİ İSTİYORUM Kİ…
- Eliot’un şiirinde olduğu gibi, "Kazanması yıllar süren, Kırılması saniyeler alan, Ve dağıldıktan sonra tekrar toparlaması için ömür gereken şeye; Güven" denir. “Güven bir ayna gibidir, Bir kez kırıldı mı hep çizik gösterir” Güven ortamının güçlü şekilde oluşmasını desteklesin.
- Yaşadığımız toprağı, coğrafi durumu, uluslararası ilişkileri, kültür birikimini de gözardı etmeden bireyin ve toplumun potansiyelini en üst düzeyde kullansın
- Bireylerin akıllarını kullanma becerisi geliştirsin.
- İş, politika, akademi ve de her ortamın etik değerlerinin gelişimine katkıda bulunsun.
- Her tür yöneticilik pozisyonunun ve mebusluğun iki dönemden fazla olmaması için çaba sarfetsin.
- Doğayı, tarihi ve kültürel değerleri koruma çabası içinde olsun.
- Bireylere her tür mahalle baskısı ve sorgulanmamış değeri dayatmasın.
- Felsefe, Matematik, Bilim, Sanat, Müzik, Edebiyat, Teknoloji ve Sanayinin gelişimini desteklesin.
- Bireyin yaşamını kontrol altına alıp nefes almasını güçleştiren yasaklara karşı çıksın.
- Farklılıkları; kas-iskelet sistemi, dolaşım sistemi, vicdan ve fikir özgürlüğü kavramlarının mesajı ışığında ele alsın.
- Bireyin ve toplumun top yekün kalkınmasını desteklesin.
- Ütopya ve hayal gücünü destekleyici çalışmalar yapsın.
- Her yetişkinin bir işinin olması gerektiğini ama özellikleri farklı olanların farklı miktarda kazanç elde etme anlayışını desteklesin.
- İktidar olunca muhalefete kapı kapatmasın, muhalefette kalınca önerilerde bulunsun.
- Koalisyonun el sıkışmak, bir masanın etrafında oturarak sakince konuşmak, işbirliği ve birlikte iş yapma kültürü olduğunu benimsesin.
- Empatik-demokratik anlayışın her alanda yerleşmesini sağlasın.
- Socrates’e iade-i itibari destekleyici söylemlerde bulunsun.
- Mizahı siyasetin odağına yerleştirsin.
- Süreç odaklı iş yapsın.
- Hayatın kısa olduğunu ve kuşların uçtuğunu kavrasın.
- Kökleri iyice sağlamlaştırsın. Çünkü, kökler sağlam olunca gelecek güçlü kurulur.
- Moral düzeltici senaryolar yazsın.
- Mutlu aşkı desteklesin.
- Emeği öğrenerek barış için bolca üretilmesi gerektiğini şiar edinsin.
- John Lennon’un dediği gibi, “Vahşet ulu orta her yanda sergilenirken sevişmek için saklanmak zorunda kaldığımız bir dünyada yaşamaya” karşı çıksın.
- Bisiklet kullanımı başta olmak üzere her tür hareketli yaşamı desteklesin.
- Empatik-Demokratik toplumu oluşturacak bir Anayasayı desteklesin.
- Seçim barajının kaldırılmasını ya da makul seviyeye çekilmesini desteklesin.
- Üniversitelerin özerkleşebilmesi için çaba harcasın.
- Nitelikli insanlarını, elitlerini, az bulunur değerlerini koruyan bir kültür yaratma çalışmalarına katkıda bulunsun.
- Demokratik bir ortamda yaşayan bireylerin, demokrasinin salt oy kullanmak olmadığını öğrenmelerini sağlasın.
- Yakınılmayacak ve herkesin dava sonrasında bir “Ohh!” çekecekleri bir adalet ortamı yaratsın.
- Sadece çoğunluğun değil, aklın ve yaşantının kurallarının kültürümüze yerleşip azınlık olanları da kucaklayacak ortam yaratılmasını desteklesin.
- Siyaset arenasının maddi beklenti yeri değil, "geçici bir görev" yeri haline olduğunu desteklesin.
- Dünyanın neresine gidersek gidelim, Türkiye'den geldiğimizi öğrendiklerinde gururla iletişim içinde olduğumuz bir ülke yaratılması için çaba harcasın.
- Ülkenin ve toplumun partiden daha önemli olduğu anlayışının yerleşmesini sağlasın.
- Mizahın, yaşamın her alanına eğlenceli şekilde yayılmasını desteklesin.
- Sosyal medya ve yurttaş gazeteciliğinin yaygınlaşmasını desteklesin.
- Her tür yolda "araç önceliği değil, canlı önceliği" olması gerektiği anlayışının yerleşmesini desteklesin.
- Bilim, sanat, edebiyat, spor ve müzik alanında Dünyaya yön verecek insanların yetişmesini sağlasın.
- Siyasilerin felsefeciler, matematikçiler, bilim insanları, sanatçılar, üreticiler ve genç insanlar ile düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunabilecekleri ortam yaratılmasını desteklesin.
- Ailelerin oğullarını askere gönderirken gerçekten huzurlu olacakları güvencesinin verileceği günlerin gelmesi için çalışsın.
- Dünyaya öncülük edecek güçlü markalar yaratılması için gerekli insangücünün yaratılmasını desteklesin.
- Dünyanın her yerinden insanlar gelip "Bunu nasıl yaptınız, bize de öğretin?" sorusununu soracakları buluş, ürün ve sosyal yaklaşımların gelişimini desteklesin.
- Netlik, Doğruluk, Kesinlik, İlgililik, Derinlik, Düşünce Özgürlüğü, Mantıklılık, Önem, Adillik gibi Eleştirel Düşünme ilkelerini benimsemiş vatandaşların yetişmesini desteklesin.
Bu ilk eve yaklaşımları benimsemiş olan bir siyasi parti bulursam gönül rahatlığıyla oy vermek istiyorum. Bulamaz isem de elbette oy vereceğim ama içimde hep bir burukluk olacak.
Sonuçta, siyasi rol ve görevler geçicidir. Zaman gelecek her aday bireysel yaşamına, ailesine, mesleğine dönecek ve "Oh be bitti bu ağır görev!" diyecek. Aslolan da bu değil midir? Çünkü, siyaset geçici bir sürede, toplum için iyi iş yapma niyetinde olanların fedakarlık içinde çalıştıkları bir arenadır. Yaşamın ikincil ama sorumlu bir arenasıdır. Siyasi görevler de, yöneticilik gibi, kişisel hırs ve kazançlardan arınma, topluma, insanlığa karşı gönüllü sorumluluk almadır. Beklentim odur ki, yeni seçilecek olanlar; kişisel kazanç, kayırma, taraftarlık, öznellikten yana değil, nesnellik ve karşılıksız hizmet içinde olup, ülkemizi ve tüm dünyayı kucaklayacaklardır. Bu bağlamda, barış ve huzur dolu bir seçim ortamı diliyorum. Kazanan insan ve insanlık olsun. Çünkü, aslolan birey ve bireyin mutluluğudur. Bireyin iç huzuru bireyi, birey aileyi, aile toplumu, toplum ülkeyi, ülke dünyayı kucaklar.
İşin bu kısmı biraz ironi ama güven, diyalog ve işbirliği ile hareket etmezsek, doğa zaten hakemlik görevini bizden alacak gibi gözüküyor. Çünkü hep insanlar olarak, dünyanın ve evrenin sahipleri olarak davranıyoruz ve her şeyi av olarak görüyoruz. Zevk almadan meşgul olup can sıkıntısından kurtulmaya çalışıyoruz. Her şeyi mekanikleştirmeye kalkıştığımızda duyu organlarımıza at gözlüğü takarız ve dünyayı o gözlükle algılarız. Oysa; insan zihni sorgular. Eğer sorgulamazsa demokratça davranmanın yerini zorbalık alır.
Sayfayı yazdırmaya hazırla

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 07 Eylül 2015 Pazartesi
Konu: Sosyal yapı 
GÜNAYDIN
Keşke acısız, ölümsüz bir dünya dileyebilsek
ama her gün her herden ölüm geliyor
her gün genç bir fidan veda ediyor hayata


************************
Günler Perişan
yırtarak geçiyor kalbimizden
hayatı da törpüleyen zaman
şuramızda birşey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde herşey
hem acıya, hem umuda benzer
gün ölümle başlatıyor hayatı
her şafak taze bir ölünün üstünde doğuyor
her sabah ölümü anlatıyor gazeteler
sol köşede ölümü kutsallaştıran bir fotoğraf
yeni bir cinayetin rontgenini çıkartıyor gövdeme
beynim sabırla keskin
iğdişliyor haber bültenlerini, yorumları, sahte ölüm ilanlarını
bizim ilanlarımız çoktan verilmiştir
gelirsede bilinir nerden ve nasıl
böyle ölümün yücedir adı
ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası
çünkü ölümün kanıdır besleyen
bir başka baharın tohumlarını
şuramızda birşey var
bizi onduran birşey
acıya saran
umudu kuşatan
kalbim: kalbim mi desem
var kalbim :yaşayan ben
hayatla, ölümle, cinayetle
gazetelerle, radyolarla, eski üniversitelilerle
eski prof hocalarla
yaşayan ben :geç mi kaldık/ kabul edemem
ah benim sevgili annem
oğlun da elbet yurtseverden
birgün bırakır da sizi yüzüstü
yüzüstü değil :elbette bizüstü
bırakırda kötü sarmaşıkları, yaban güllerini
bırakır da sekizyüzlük hırtları,şunları bunları
giriverir senin sıcacık kucağına
yani hem sana karşı, hem senin için
giriverir o yanılmaz tarihçinin yaprağına
ölüm mü dedin annem
ölüm senin gibi güzel annelerin
senin gibi güzel çocuklar feda etmiş
o tarih atlasında
bir kırmızı gül olur ancak
koksun diye çocukların bahçesi
şuramızda, tam şuramızda
kanserli bir virüs gibi kanımıza karışsa da
bizi yaşatan
günler perişan

Arkadaş Zekai Özger
Sayfayı yazdırmaya hazırla

GURBET

Gönderen: Mustafa Gümüş Tarih: 02 Eylül 2015 Çarşamba
Konu: Şiirlerimiz 

Ağırdır vebali kimseler bilmez
Bir kere terkeden bir daha dönmez
Arada uğramak yarayı sarmaz
Gel birde bana sor gurbeti ağam

Binbir aroması bahçede bağda
Bölük bölük yayılırdı sürüler dağda
Artık insan oldu onlar, diskoda barda
Birde burdan seyret gurbeti paşam

Yazı bir cehennem güneşi yakar
Kışı karbon gazı ciğeri söker
Cennet vatanımı çok canım çeker
Gel birde bana sor gurbeti ağam

Sayarsın günleri işkence bitmez
Güneşii karanlık bür türlü batmaz
Gülü yaban kokmaz, bülbülü ötmez
Birde burdan seyret gurbeti paşam

Acıdır gurbetin şerbetin tatma
Sılamdan kabri bile ellere satma
Kadir'in sözünü yabana atma
Gel birde bana sor gurbeti ağam

Cennet memleketimi sevenlere selam ve sevgilerle.

31.05.2015
KADİR ALAN
Sayfayı yazdırmaya hazırla

<   11121314151617181828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108   >